Actions

Work Header

Rating:
Archive Warning:
Category:
Fandom:
Relationships:
Characters:
Additional Tags:
Language:
Türkçe
Stats:
Published:
2026-02-04
Updated:
2026-05-15
Words:
46,665
Chapters:
21/?
Comments:
321
Kudos:
1,233
Bookmarks:
28
Hits:
29,314

Dress

Summary:

Fadime Koçari, geçici de olsa, soyadından arınmış, sıradan bir hayat tecrübesi için üniversitesini değiştirince beklemediği bir sürpriz ile karşılaşır: İso Furtuna.

Chapter 1

Notes:

(See the end of the chapter for notes.)

Chapter Text

 


Fadime derin bir iç çekti. Kırışık çarşafların arasında yumuşayan kaslarına gelen tatlı hissin tadını çıkarmak için kollarını başının üstünden uzatabildiği kadar uzattı. 

Fark etmeden bir ses çıkarmış olacak, az önce üzerine yığılmasına izin vermediği, yanında yüz üstü yatan oğlanın başını çevirip kendisine baktığını fark etti. 

Oralı olmadı. Bir eli karnında tavana doğru gülümsedi. Çıplak tenini kaplayan teri soğurken usul usul ürperişinin tadını çıkarmak istiyordu, mümkünse sesini duymadan. 

Çok tatlı çocuktu aslında, güzel bir akşam geçirmişlerdi. Kahverengi saçları ve beyaz teniyle tam Fadime’nin tipiydi. Son iki haftanın stresine iyi gelmişti ona yaşattığı orgazm ama daha fazlasına dair bir sinyal vermek istemiyordu. 

Gözünün ucuyla konuşmaya niyetlenmiş gibi dudaklarının aralandığını gördü. Oflayıp hemen ayaklandı. Yere düşmüş iç çamaşırlarını hızla geçirdi üstüne, kıyafetlerini kucakladı. 

Oğlan dirseği üzerinde doğrulmuş, şaşkın bir ifade ile kedisine bakıyordu. “Bir şey mi oldu?” diye sordu. 

Fadime arkası dönük yüzünü buruşturdu. Yüz ifadesini değiştirip öyle döndü ona doğru. Bir an adını hatırlamaya çalıştı. Akın mıydı? Yoksa Anıl mıydı? Baktı gelmiyor zorlamadı. 

“Çıkmadan banyoyu kullanmam sorun olur mu?” 

Oğlan gözlerini kırpıştırdı, bir anda çıplaklığının farkına varmış gibi kenara atılmış yorganı kucağına çekti. “Bu saatte çıkmasaydın?” boğazını temizledi, yarı doğrulmaya çalıştı. “Kalabilirsin yani.”  

Fadime gerçekten kalmak istemiyordu. Oğlan yakışıklıydı, tatlıydı, kibardı ama o ihtiyacı olanı almıştı zaten. Şimdi tanımadığı, alışık olmadığı bir yatakta uyumak, sabah bedeni dışında hiçbir şeyini bilmediği bir adamla zoraki muhabbetlerin döndüğü bir kahvaltı masasında oturmak istemiyordu. Zaten taşınmak onu çok yormuştu, hepi topu iki haftadır olduğu bu şehirde bir an önce kendisine bir rutin kurmak istiyordu. 

“Sağ ol, gerçekten. Ama gitmeyi tercih ederim.” Oğlanın yüzünden adlandıramadığı bir duygu geçti. Fadime oyalanmadı. Gömleğini üstüne geçirirken tekrar sordu. “Banyo?” 

“Tabi, koridora çıkınca solda.” dedi oğlan. 

Elinde pantolonu odadan çıktı. Ev arkadaşları ile yaşıyordu muhtemelen. Ama bu saate birilerinin ayakta olmasını beklemiyordu. 

Banyoya girip saçlarına çeki düzen verdi, akan rimelini parmağının ucuyla sildi. Acelesi hareketleri arasında yansımasına gülümsedi bir an. Her şeye rağmen istediğini yapmıştı işte. Yepyeni bir şehirde tek başınaydı. Banyodan çıkarken adımları adeta dans ediyordu. 

Odaya tekrar girdi, kapının kenarında duran küçük çantasını ve deri ceketini aldı. Oğlan bıraktığı gibi duruyor, çekingen bir ifadeyle ona bakıyordu. 

Fadime göz göze gelince içtenlikle gülümsedi. “Güzel bir geceydi, teşekkürler.” dedi. Sesi kulağına gelince iş görüşmesindeymiş gibi çıktığını fark etti. 

Oğlan bir an yerinden kalkacak gibi oldu. Fadime elini kaldırınca hareketi yarıda, tuhaf bir açıda kesildi. “Ben çıkarım, sen keyfine bak.” 

Kapıyı arkasından kapatırken hayıflandı kendi kendine. Keyfine bak ne ya diye düşünmeden edemedi. Tek gecelik ilişkiler iyiydi hoştu da şu sonrası kısmından nefret ediyordu. Dünyanın en garip şeyiydi insanın adını hatırlamadığı ama az önce birlikte olduğu adama veda etmesi. 

Veda etmekte de romantik bir tını vardı. Hoşlanmadı o tınıdan, ayrılmak mı demeliydi. Kendi ile kavgası içinde dalgın dalgın kapıyı açınca karşısında başka bir oğlan buldu. 

“Ben yanlış eve mi geldim ya?” dedi dehşete düşmüş bir yüz ifadesi ile, nefesindeki alkol kokusunu Fadime rahatlıkla alabiliyordu. 

Bu durum daha da garipleşebilir mi diye merak etmekten çekindi. Olur ya başına gelirdi. 

Gözlerini devirip ona değmemeye çalışaracak yanından geçerken “Sen değil ben yanlış evdeyim.” dedi. 

Oğlanın arkasından “İyi de sen kimsin ki?” dediğini duydu, oralı olmadı. Erkekler gerçekten bu kadar tuhaflığı çekmeye değerler mi onu sorgulamakla meşguldü. 

Evin önündeki arabasına oturunca derin bir nefes aldı. Şimdi minik yuvası, güzel evine yollanabilirdi. 

~~~

Naz ballım:
Hayatım nerdesin? 

Fadim:
Geldim
Kahve aldım sana 

Naz ballım:
Ya sen bir tanem misin
Evet bir tanemsin
Yer tuttum sana 

Fadim:
🥺🫶🏻
Kadın yeter 
Aşık etme daha fazla kendine 
Amfi 3 müydü neydi 

Naz ballım:
Aynen 3 
Hadi seni bir sürü kişiyle tanıştırıcam daha 

~~~

İso, oturduğu yerde kaykılmış kısık gözleriyle telefona bakıyordu. Dün akşamın acısı başından şimdi çıkıyordu. O kadar içmeye niyeti yoktu aslında, ama grupları tamamlanınca gene kudurmuşlardı çıtırından. 

Birinin yanına kendini bırakmasıyla sarsıldı. Sövmek için kafasını kaldırdığında Kerim olduğunu fark etti. Salak oturmamış olduğu gibi İso’nun üstüne düşmüştü. Arkadaşını omzundan tutup iterken homurdandı. 

Kerim hiç oralı olmadı. Öte tarafa doğru gitti, sonra bumerang gibi gelip İso’nun omzuna çarptı. “Oğlum,” dedi uzatarak “bölüme bir kız gelmiş herkes onu konuşuyor.” 

“Ya Kerim, bismillah daha sabahın dokuzu, dünden kafamız açılmadı ne diyon ya.” diye homurdandı İso. Güzel kızlar her heteroseksüel erkeğin olduğu kadar onun da ilgi alanıydı ama hiç havasında değildi. 

Kerim omzuna vurdu elinin tersiyle. “Sorarsın ama sonra detayları, görürüm o zaman seni.”

“He sorarım kanka.” demekle yetindi İso. 

Etraflarında amfi yavaş yavaş doluyordu. Arda ile Mehmet gelip onlara tuttuğu yere oturdular. Kerim sohbetine İso’nun ilgisizliğini sallamadan onlarla devam etti. 

Aslına bir şey yaptığı yoktu İso’nun telefonunda bir sosyal medya uygulamasını açıyor azıcık dolanıyor çıkıp diğerini açıyordu. Tek derdi ders başlamadan uykuya dalmamaktı. 

Etrafında oğlanların sessizleştiğini fark etmedi önce. Sonra Naz’ın İso’yu hayrete düşürecek kadar neşeli sesini duydu, öndeki sıradan geliyordu. 

“Arkadaşlar günaydın. Sizi biriyle tanıştırıcam.” 

İso ilgisizce başını kaldırdı. 

Tam önündeki sırada, kocaman gözleri, şaşkınlıkla aralanmış dudaklarıyla Fadime Koçari duruyordu. 

Can düşmanları, kan davalıları Koçarilerin tek kızı Fadime Koçari. 

Önünde duruyor, şaşkınlıktan küçük dilini yutmuş gibi ona bakıyordu. 

İso nabzının boynunda attığını hissetti. 

Konuştuğunu fark etmedi ama kendi sesinin “Fadime?” dediğini duydu. Başta Kerim olmak üzere arkadaşlarının şaşkın bakışlarını üzerinde hissetse de gözlerini Koçari kızından alamıyordu.

“Siz tanışıyor musunuz?” diye sordu Naz, biraz şaşkın.

Soru ona çok tuhaf geldi bir an. Fadime Koçari ile tanışıyorlar mıydı? İso, Fadime Koçari’yi ne zaman bellediğini bilmiyordu. Ama kendini bildi bile Fadime Koçari vardı. Orda, hayatının her anının geri planında, bir kurşun mesafesinde. Onun varlığından haberdar olmadığı bir an yaşamadığını o an fark etti İso. Naz’ın sorusu üzerine. Durumun saçmalığı dudaklarından acı bir tebessüme neden oldu. 

Hala gözleri gözlerinde olan Fadime o tebessümle dürtülmüş gibi canlandı bir anda. İso’ya okuyabilmek için fazla akşamdan kalma olduğu bir bakış attı. Omzundaki çanta askısını uzun parmaklarıyla biraz daha sıkı kavrayıp Naz’a döndü. 

İso bir an onun, soluklanmak için arkasında bırakmaya çalıştığı şeyleri ortaya sereceğini düşündü. Çünkü Koçari kızının huyuydu bu. Önce düşünmeden yıkıp sonra dinlemek. Bağırıp çağırıp belki çantasından silah çıkarıp onu amfiden kovalamasını beklediğini fark etti. Ama Fadime sadece “Biz İso ile aynı lisedeydik.” dedi dümdüz bir sesle. 

Yalan söylememişti, ama doğrunun tamamını da söylememişti. 

İso dudağını büktü. Fadime dönüp tekrar gözlerinin içine baktı, bakışları adam öldürecek cinstendi. Sıkıyorsa ağzını aç dediğini duyar gibiydi. Onun da işine gelmese açardı İso, sırf Fadime’ye inat olsun, yüzünde şu ifadeden başka bir ifade belirmesin diye. Ama yapmadı, abisi kendisine hakim olduğunu görse gurur duyardı. 

Dudakları istemsizce yukarıya kıvrıldı. Koçari kızı kollarını önünde kavuşturdu. İso da onu taklit eder gibi kollarını kavuşturdu. Şimdi susmuştu ama iki senedir Samsun’da kurduğu hayatı karıştırmasına izin verecek değildi. 

Koçari kızının olayını çözmeye, gözleri onun gözlerinde and içti kendi kendine. 

 

 

Notes:

Genç, üniversiteli, toy isfad denemek istedim. Baktım aklımdan çıkmıyor yazayım dedim. Devam eden diğer fic’imden daha az ciddi ve daha eğlenceli olmasını bekliyorum. Umarım beğenirsiniz 🫶🏻

Fic’in adı Taylor Swift-Dress şarkısından 🧚🏻‍♀️